TERZİALAN TARİHİ

 
Terzialan halkı 93 harbi olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus harbinden sonra , 1891-1894 tarihleri arasında Bulgaristan’ın Razgrad vilayeti , Eskicuma kasabası Kızıllar köyünden(şimdiki adı:Gloginka) 40 hanelik bir kafile halinde göç ederek , Anavatana gelmişlerdir. İskan edilmek üzere  kendilerine birçok yer gösterilmiş , fakat sonunda , şimdiki beldenin tam karşısında bulunan Çakmakçayır denilen yere köyü kurmaya karar vermişler. Çakmakçayır o zamanlar, Süleköy’ünden Çakmakçı denilen kişiye aitmiş. Çakmakçı bu yerleri Bulgaristan’dan gelen köylülere satmak istemiş fakat anlaşamamışlar. Sonradan köylüler oradan göç ederek , beldenin şuanda bulunduğu boş ve ormanlık yere yerleşmeye karar vermişler. Bunun için köyün ilk adı da ÇAKMAKÇAYIR olmuştur. Köye ilk gelen ve yerleşenler , köyün en güzel yerlerini arsa olarak almışlar ve arsalarının alt kısımlarında sebze ve meyve bahçeleri kurmuşlar. Bunlardan bazıları; Beytullah Ağa , Hacı Abdullah , Aziz Ağa , Kadir Ağa ve Hacı Selim’dir. Belde olurken Terzialan’a katılan Süleköy’ün tarihçesine bakarsak; Kaz dağının bir kolu olan Katran dağlarının , Kızılcık tepesi eteğinde ve Kızılcık deresi kenarında çok eski yıllarda 6 hane olarak kurulmuştur. Bunlar , Adiloğulları , Azizoğulları , Macarlar , Çakmakçılar , Tatarlar , Kayışlar köyün gerçek sahipleri ve yerli halkıdır.
Köy , su kenarına kurulduğu için SULUKÖY adını almıştır. Göçmenler, özellikle yaz aylarında derenin akmadığını görerek ,” eskiden suluydu, sulak yerdi , ama şimdi değil” anlamına gelen süleköy adıyla anmaya başlamışlar. 1878 Osmanlı-Rus savaşında adını değiştirerek SÜLEKÖY olmuştur. Şu anda da Terzialan beldesi sınırları içinde Süle mahallesi olarak geçmektedir. Bulgaristan’dan göç eden köy halkı buraya yerleşince giyim, sanat ve çiftçilik yönünden çevre köylere örnek olmuş , aralarında demirci , marangoz , nalbant , arabacı , inşaat ustası ve terzi gibi zanaatkarlar bulunduğundan , çevre köylüler ihtiyaçlarını burada görmeye başlamışlardır. Ayrıca köyde oturan her ailenin bir sebze ve meyve bahçesi bulunduğundan , çevre köylerde bu işler gelişmediğinden sebze ve meyve ihtiyaçlarını buradan karşılamışlardır. Daha sonra çevre köylülere örnek olmuşlar , zanaat , sebze ve meyveciliğinin yayılmasına , gelişmesine yardımcı olmuşlardır. Köy henüz kurulma aşamasında iken ardı ardına gelen savaşlar nedeniyle askerlik çağına gelen herkes , orduya katılmak üzere köyden ayrılmışlardır. Bu olaylar köyün gelişimini olumsuz etkilemiştir. Balkan savaşına katılanlardan İsmail Çavuş , Arabacı Celil , Nazif ve Yakup oğullarının Musa gibi pek çokları şehit olmuşlardır. Bunun yanında bir çoğu gazi olarak dönmüşlerdir. Çanakkale Savaşı ile birlikte Terzialan çekirge istilasına uğramış , yiyecekleri ve tüm ürünü çekirgeler yok etmiştir. Halk açlıkla savaşmış , açlıklarını ayrık kökü , mısır koçanı ve yosunları yiyerek gidermişlerdir. Bu arada açlıktan ölenler olmuştur. 1926 yılında köye ilkokul açılmış , 1930 yıllarında da ilk defa yol yapılmıştır. Karakoca köyünden geçen yol 1935-1936 yıllarında Süleköy imamı Hafız Selim Efendi öncülüğünde yaptırılmıştır. 1953 yılında Yenice depremi olmuş , köyde 32 ev hasara uğramış , camiinin ön ve yan duvarlarının bir kısmı yıkılmıştır. İnsan ve hayvan ölümü meydana gelmemiştir. Hasara uğrayan evlere Kızılay para , yiyecek giyecek , battaniye çadır ve kereste yardımı yapmıştır.
Terzialan adını alış Çakmakçayır köyünün adı Cumhuriyet kurulduktan sonra resmen Terzialan olmuştur. Bu ismi almasının sebebi ; çok eskiden gezginci terziler panayırlara elbise hazırlamak amacıyla çalışmaya elverişli yerler ararlarmış , köyün Güney tarafında üç kısımdan meydana gelen havadar , suyu mevcut , yeşillik ve ahlat ağaçları ile kaplı olan yerler gezginci terzilerin çalışma ve konaklama yeri olmuş , dolayısıyla köyün adı “Terzialan” olarak anılmaya başlamıştır. Resmi kayıtlara da TERZİALAN olarak geçmiştir.
Terzialan beldesi , Terzialan köyü ile Süleköy’ün birleşmesi ile 27.03.1994 tarihinde yapılan yerel seçimlerle belde olmuştur. Nüfus ve alan olarak daha büyük olan köyün adı yeni kurulan beldenin ismi TERZİALAN olarak kabul edilmiştir. Belde , Çakmakçayır ve Süle olarak iki mahalle oluşmuştur.
KÖY HALKINDAN EDİNDİĞİMİZ BİLGİYE GÖRE DE…
Köyün eski ismi Çakmakçayır’dır. Terzialan ismini Cumhuriyet’in ilanından sonraki yıllarda almıştır. Köy halkı , 1881-84 tarihleri arasında Bulgaristan’ın Razgrat kasabasının Kızıllar Köyünden kırk hanelik bir kafile halinde göç ederek gelmişlerdir. Önce Çakmakçayır mevkiine kondukları için köyün ilk ismi bu olmuştur. Daha sonra o yerin sahibi olan “Çakmakçı” denen kişiyle anlaşamayıp oradan kakmışlar şimdiki yere yerleşmişler. O zamanlar bu bölge , çevredeki köylerin avlandığı gürlük bir ormanlık bir yermiş. Köylüler birbirlerini evlerinin bacalarının çıkan dumanla bulurmuş. Çok eskiden geçici terziler, bugünkü köyün bulunduğu yerin güneyindeki alana konup , Pazar ve panayırlarda satmak için elbise dikerlermiş. Böylece bu olaydan etkilenerek Çakmakçayır ismi, Terzialan olarak değiştirilmiştir. 1928 Köylerimizde Terzialan adıyla Çan kazasına bağlı olarak görülmektedir.
NOT: Terzialan , Türkiye’nin Çanakkale ilinin Çan ilçesinde bir beldedir. 39 ° 58′N 27 ° 01′E’de Çan’ın 9 kilometre güneyinde ve Çanakkale’nin 75 kilometre doğusundadır.

İlçemiz ÇAN’ın tarihine de bakacak olursak ;
Çan ilçemizin 7 mahallesi bulunurken(Atatürk – Cumhuriyet – Fatih – İstiklal – Karşıyaka – Osmanefendi ve Seramik Mahalleleri) , İlçe’nin tek Beldesi olan , Tezialan Beldesindeki 2 Mahalle(Çakmakçayır – Süle Mahallesi) ile birlikte 9 Mahallesi  ve 65 Köyü bulunuyor.(Ahlatlıburun – Alibeyçiftliği – Altıkulaç – Asmalı – Bahadırlı – Bardakçılar  – Bilaller – Bostandere – Bozguç – Büyükpaşa – Büyüktepe – Cicikler – Çaltıkara – Çekiçler – Çomaklı – Danapınar – Derenti – Dereoba – Doğaca – Doğancılar – Dondurma – Duman – Durali – Emeşe – Eskiyayla – Etili – Göleköyü – Hacıkasım – Hacılar  -Halilağa – Helvacı – Hurmaköyü – İlyasağaçiftliği – Kadılar – Kalburcu – Karadağ – Karakadılar – Karakoca – Karlı – Kazabat – Keçiağılı – Kızılelma – Kocayayla – Koyunyeri – Kulfal – Kumarlar – Küçüklü – Küçükpaşa – Mallı – Maltepe – Okçular  – Ozancık – Sameteli – Söğütalan – Şerbetli – Tepeköyü – Uzunalan – Üvezdere – Yayaköyü – Yaykın – Yeniçeri – Yuvalar(yaveler) – Zeybekçayırı Köyleri)
ÇAN’IN TARİHİ
Çan ilçesinin kuruluş tarihi hakkında kesin bir bilgi yoktur.Tarihi kaynaklarda eski çağlarda adının Gergithes olduğu görülür. İlçe sınırları içinde bazı antik kalıntılar bulunması eski dönemlerden beri yerleşim yeri oldu¤unu gösterir.Etili yakınlarındaki antik kallikolone kentinin, üç tanrıça arasında güzellik yarışması yapılan yer olduğu söylenmektedir. Homeros’ta Ares’in Troyalıları bu tepeden saldırttığı yazar. Antik çağ tarihçilerinden Strabon ve Heredot “Gergisler” in yerini belirtirken Çan yöresini göstermiştir.Scliemann’ın Trova’da bulduğu bir yazıtta tüm Gergislerin M.S.188 yılında Roma imparatorluğunun eline geçtiğini yazar. Çan 1897 yılında Bucak olarak Biga’ya bağlanmış ve 1 Ağustos 1945 yılında ilçe merkezi olmuş.) Kurtuluş savaşında 1921’ de Yunan işgaline ve ağır bir yıkıma uğrayan Çan, işgalden 23 Eylül 1922’de kurtuldu. 1 Ağustos 1945’ de çıkarılan bir yasa ile Biga ilçesinden ayrılmış, önceleri Bayramiç ilçesine bağlı olan Etili bucağı ile bugünkü Çan ilçesi oluşturulmuş ve daha sonra Çanakkale iline bağlanmıştır.
ÇAN İSMİ NEREDEN GELMİŞTİR?
İlçe merkezinde çok eski yıllardan bu yana Pazar kurulmaktadır. Pazarda hayvanların boyunlarına takılan ÇAN en çok satılan eşyalar arasındaydı. Kervanlarla çan gelir, Pazar yerine çan reyonları kurulurdu. Çevre köy, ilçe ve illerden pazara çan almak için gelinirdi. ÇAN adının ilçeye buradan geldiği sanılmaktadır.
DOĞAL ÖZELLİKLERİ
87 kilometrekarelik bir alanı kaplayan Çan İlçesinin toprakları genellikle engebelidir. Güneybatı bölümünde ilçenin en büyük yükseltisi AğıDağı(983 m.), Yangılık Tepesi (737 m.), Güneydoğuda Düzpirem Tepesi (523 m.), Doğuda AsmalıTepesi (516 m.), Erenler Tepesi (424 m.), Kuzeybatıdaki Karadağ da Azap Tepesi (749 m.) en önemli yükseltileridir. En çukur yeri ise Kocabaş Çayı(Tarihteki adı GRANİKOS)’nın Biga İlçesi topraklarına geçtiği yerdir. Ovalar, su kenarlarında ve tepeler arasındadır. Karakoca Ovası, Bahadırlı Ovası, Helvacı Ovası en önemli ovalarıdır. İlçenin belli başlı tek akarsuyu vardır. Tarihi adı Granikos olan Kocabaş Çayı90 km. uzunluğundadır. Bu çay İlçenin güney kısmındaki dağlık bölümde olan Türkmen Deresi’nden doğar. Çan-Biga İlçelerinin topraklarını sulayarak Karabiga’dan Marmara Denizi’ne dökülür. Gölcük Deresi, Dereoba Deresi, Kaz Dere, İnceçay Deresi, Yuvalar Deresi, Soğuksu (Altıkulaç) Deresi önemli kollarıdır. İlçede genellikle Akdeniz İklimi ile Karadeniz İklimi arasında geçiş iklimi hakimdir. Kuzey rüzgarları daha etkilidir. Yıllık yağış miktarı600 850 mm kadardır. Yağışlar daha çok sonbahar, kış, ilkbahar mevsiminde görülür. En yüksek sıcaklık +38,7 °C, en düşük 11,5 °C’dir. İlçenin %58’i ormanlıktır. İlçe sınırları içindeki ormanlarda daha çok akçam, karaçam, köknar, meşe, k ayın, gürgen, kestane ağaçları görülür. Son yıllarda dikimlerle yeni orman alanları meydana getirmektedir.
NÜFUS
İlçede yıllık nüfus artış hızı binde 8 dolaylarındadır. Nüfus artışı ilçeye olan göçlerden olmaktadır. İlçede geleneksel aile planlaması vardır. Tarım arazisi az ve verimsiz olan köyler ilçe merkezine ve Çanakkale’ye göç etmekte fakat bunlar çok azdır. Genellikle emekliler, maddi durumu iyi olan aileler Altınoluk’a, Küçükkuyu’ya, Çanakkale’ye göç etmektedirler.
EĞİTİM ÖĞRETİM
Çan’da önceleri SarıCamii (YukarıCamii) yanında mahalle mektebi açılır. Öğretmenin ücreti banyoların gelirinden verilirdi. II. Meşrutiyetin ilanından sonra Maarif Nezaretine bağlı3 sınıflı Mekteb-i İptidaiye açılır. I. Dünya Savaşı başlarında Rüştüye binası1921 yılında Yunanlılar tarafından yakılır. Cumhuriyetin ilanından sonra 4 derslikli, 5 sınıflı şimdiki Atatürk İlkokulunun üst bahçesine Pazarköy İlkokulu adıyla yeni bir okul yapılır, öğretime başlar. Bu okul daha sonra 18 Eylül (Biga’nın kurtuluşu) ilkokulu adını alır. İlçede ortaokul ise 1952 yılında açılır. 1966 yılında lise açılınca Çan Lisesine dönüşür. Daha sonra Lise ile ortaokul birbirinden ayrılarak gayrı müdürlükler olur. İlçemizde okur-yazar oranı%97’dir. Eğitim-öğretim Türkiye ortalamasının çok üzerindedir.
[smartslider3 slider=”4″]