HISIM MI, AKRABA MI?

173 Defa Okundu. HISIM MI, AKRABA MI? Bir kavramın içini boşaltmak, o kavramın taşıdığı tarihi, kültürel ve hukuki ağırlığı da zamanla öğütür. Türkçemizde bu duruma en sık kurban edilen ikililerden biri, belki de birincisi „akraba“ ile „hısım“ sözcükleridir. Günlük hayatta o kadar laf ebeliğiyle, o kadar özensiz bir dille birbirinin yerine kullanılır ki, bu iki […]

Devamını Oku

İNANMAKLA İMAN ETMEK ARASINDAKİ O İNCE ÇİZGİ

194 Defa Okundu. İNANMAKLA İMAN ETMEK ARASINDAKİ O İNCE ÇİZGİ Dostlarla akşam üzeri çay sohbetlerinde bazen tek bir kelime takılır dile. Bir kelime der geçeriz ama kurcaladıkça altından insan ruhunun en derin dehlizleri, zihnin en girift labirentleri çıkar. Geçenlerde yine öyle bir mecliste, buram buram dem kokan bardakların arasında bulduk kendimizi. Konu dönüp dolaşıp o […]

Devamını Oku

KÖR BİR RASTLANTI MI, İNCE BİR MÜHÜR MÜ?

285 Defa Okundu. KÖR BİR RASTLANTI MI, İNCE BİR MÜHÜR MÜ? Günün hengamesi içinde bazen öyle anlar yaşarız ki gayriihtiyari duraksarız. Bazen tam bir derdin cenderesindeyken önümüze düşen bir kitap sayfası, bazen zihnimiz bir dostun adıyla meşgulken aniden çalan bir telefon, bazen de “Tam zamanında geldin” dedirten karşılaşmalar… İnsanoğlu çoğu zaman bu anları geçiştirmek için […]

Devamını Oku

BİR MEZUNİYET YOLCULUĞU | 5

150 Defa Okundu. BİR MEZUNİYET YOLCULUĞU | 5 Bir Mezuniyet Yolculuğu V: Florya’nın Serinliğinden Eyüp Sultan’ın Manevi Göğüne ve Eve Dönüş ​Aziz dostlar, gönül yoldaşlarım… ​O heyecan dolu keplerin göğe yükseldiği, gurur gözyaşlarının yanaklarımızı ıslattığı o muazzam törenin ardından Turkcell Basketbol Gelişim Merkezi’nin o mahşeri kalabalığından yavaş yavaş sıyrıldık. Şehrin tatlı yorgunluğu üzerimize çökerken, kendimizi […]

Devamını Oku

BİR MEZUNİYET YOLCULUĞU | 4

209 Defa Okundu. BİR MEZUNİYET YOLCULUĞU | 4 Aziz dostlar, gönül yoldaşlarım… Sultanahmet’in o asırlık taş sokaklarında yaşadığımız o meşhur kırık topuk macerasını geride bırakıp, dııııtttt sesli tramvayımıza binerek otelimize kapağı zor atmıştık, hatırlarsınız. Yatakların arasında adeta bir cambaz gibi yürüdüğümüz o minik süitimizde sultanımın sarıp sarmaladığı yaprak sarmalarıyla karnımızı doyurup güzel bir uyku çektikten […]

Devamını Oku

BİR MEZUNİYET YOLCULUĞU | 3

168 Defa Okundu. BİR MEZUNİYET YOLCULUĞU | 3 Bir Mezuniyet Yolculuğu III: Rizeli Bir Dostun Yuvası ve Ayasofya’nın Gölgeleri ​Aziz dostlar, gönül yoldaşlarım… Sultanahmet’in o asırlık taş sokaklarında yaşadığımız o meşhur kırık topuk macerasını geride bırakıp, yine o dııııtttt sesli tramvayımıza binerek otelimize kapağı zor atmıştık, hatırlarsınız. İşte hikayemizin bu bölümü, yatakların arasında adeta bir […]

Devamını Oku

BİR MEZUNİYET YOLCULUĞU | 2

220 Defa Okundu. BİR MEZUNİYET YOLCULUĞU | 2 Bir Mezuniyet Yolculuğu II: Sultanahmet’in Büyüsü ve Bir Ayakkabı Macerası ​Kıymetli dostlar, sevgili okurlarım… Geçen hafta bıraktığımız yerden, o mahşeri kalabalığın kalbi olan Esenler Otogarı’nın gölgeli bir taş duvarından devam edelim yolculuğumuza. Hakan’ımızla kucaklaşıp hasret giderdikten, otogar camisinde öğle namazlarımızı eda edip şükür dualarımızı sunduktan sonra koca […]

Devamını Oku

BİR MEZUNİYET YOLCULUĞU | 1

348 Defa Okundu. BİR MEZUNİYET YOLCULUĞU | 1 Bir Mezuniyet Yolculuğu: Terzialan’dan İstanbul’a, Bal Sarısından Kep Atma Heyecanına ​Aziz dostlar, kıymetli okurlarım… Bugün buraya, kalbimin bir köşesinde gurur, diğer köşesinde ise memleketimin sapsarı günebakan tarlalarının neşesiyle oturdum. Geçtiğimiz hafta salı günü, ömrümü ömrüne katık ettiğim can yoldaşımla, Meral’imle birlikte hayatımızın en anlamlı yolculuklarından birine çıktık. […]

Devamını Oku

BEN BİR ESKİ ÇIKRIK…

246 Defa Okundu. BEN BİR ESKİ ÇIKRIK… Beni tanıdınız mı? ​Yıllar yılı bir odanın en mutena köşesinde, bazen de bir ahşap elektrik direğinin dibinde tıkır tıkır dönen o emektarım ben. Şimdilerde eski bir samanlığın loşluğunda, belki bir evin çatı katında ya da bir şark köşesinde sessizce durduğuma bakmayın; benim sesim bir zamanlar bu toprakların nabzı, […]

Devamını Oku

ZAMANA DİRENEN TAŞIN HAFIZASI: YUSUF PEHLİVAN’IN DEĞİRMENİ

367 Defa Okundu. ZAMANA DİRENEN TAŞIN HAFIZASI: YUSUF PEHLİVAN’IN DEĞİRMENİ Zaman dediğiniz, bendimden akan o coşkun su gibi akıp gidiyor. İnsanlar geliyor, geçiyor, izlerini bana bırakıp toprağa karışıyor. Ben kim miyim? Ben, Terzialan’ın, Kaz Dağları’nın bağrında, dağlardan süzülen suların sesiyle nefes alan o eski su değirmeniyim. Bugün duvarlarım yosun tutmuş, çarklarım susmuş, taşım yorulmuş olabilir; […]

Devamını Oku

EVLİLİK OKULU

251 Defa Okundu. EVLİLİK OKULU “Allah’ın emri, Peygamber’in kavliyle” başlayan o mukaddes yolculuk… Kimine göre bir liman, kimine göre ise ucu bucağı görünmeyen bir serüven. Ancak bu büyük macerada sadece “nasip” demek yeterli mi? ​Evliliği tanımlarken sıkça “macera” kelimesini kullanırız. Sözlük anlamıyla macera; heyecanlı, sıra dışı, genellikle belirsiz sonuçları olan olaylar zinciridir. Evet, evlilik doğası gereği bilinmezliklerle […]

Devamını Oku

GERÇEK KÜLTÜR: DİPLOMA DEĞİL, EDEP MESELESİDİR

285 Defa Okundu. GERÇEK KÜLTÜR: DİPLOMA DEĞİL, EDEP MESELESİDİR Son yıllarda modernleşme adı altında üzerimize giydirilmeye çalışılan “kültürlü insan” gömleği, maalesef ruhumuza dar gelmeye başladı. Toplumda öyle bir algı oluşturuldu ki; birkaç yabancı dil bilmeyi, lüks kafelerde boy göstermeyi veya duvarları kitaplarla dolu odalarda oturmayı “kültürlü olmanın” tek şartı sanır olduk. Oysa biz, kökleri bin yıllık bir […]

Devamını Oku

KATILIM SAĞLADIM

248 Defa Okundu. KATILIM SAĞLADIM Türkçenin kalbine her gün yeni bir hançer saplanıyor ve ne acıdır ki bu hançeri tutan eller, kendilerini en “eğitimli”, en “profesyonel” sananların elleri. Bir süredir etrafımızı saran o ruhsuz, o hantal, o kibir kokan ifade bozukluğundan bahsediyorum: “Katılım sağlamak.” ​”Katıldım” diyemeyen, basit bir fiili çekemeyen bir zihin yapısıyla karşı karşıyayız. Nedir […]

Devamını Oku

SÖZÜN KIYMETİ VE SÜKÜTUN HİKMETİ

326 Defa Okundu. SÖZÜN KIYMETİ VE SÜKÜTUN HİKMETİ “Söz kifayetsiz kalacaksa susmalı insan; fazladan izahat lisanen kabahattir…” İnsan konuşarak var olur derler. Ama hakikat şudur ki, insanı yücelten her konuşma değil, yerinde ve ölçülü olandır. Çünkü söz, yerini bulduğunda hikmet olur; yerini kaybettiğinde ise yük. Bugün en büyük yanılgımız şudur: Kendimizi ne kadar çok anlatırsak […]

Devamını Oku

“SÜKUT İKRAR DAN GELİR” Mi?

269 Defa Okundu. “SÜKUT İKRAR DAN GELİR” Mi? Ne kadar tanıdık, ne kadar kolay söylenen bir söz. Ama bir o kadar da hoyratça kullanılan bir hüküm haline gelmiş durumda. Özellikle günümüzde, bu sözün taşıdığı anlam ile ona yüklenen anlam arasında ciddi bir mesafe var. İşte mesele tam da burada başlıyor. Bu sözün kökü, sanıldığı gibi sıradan bir […]

Devamını Oku

AİLE ÇEKİLİRSE OKUL DA ÇEKİLİR

391 Defa Okundu. AİLE ÇEKİLİRSE OKUL DA ÇEKİLİR Aile çekilirse okul da çekilir. Son günlerde yaşanan acı olaylar hepimizi derinden sarsıyor. Herkes aynı soruyu soruyor: “Bu çocuklar nasıl bu hale geldi?” Ben bu soruya bir öğretmen olarak değil, yıllarca sınıfın içinde yoğrulmuş biri olarak cevap veriyorum: Sorunun merkezinde aile vardır. Bunu söylerken sadece çocuğa verilen […]

Devamını Oku

SÖZ, SÖZ, SÖZ…

310 Defa Okundu. SÖZ, SÖZ, SÖZ… “Söz kifayetsiz kalacaksa susmalı insan; fazladan izahat lisanen kabahattir…” Bu söz, sadece bir edep tavsiyesi değil; aynı zamanda hem dinin hem de törenin ortak hükmüdür. İslam ahlakında dil, insanın en büyük imtihanlarından biri olarak kabul edilir. Peygamber Efendimiz’in ölçüsü nettir: “Ya hayır söyle ya sus.” Bu, sadece güzel konuşmayı […]

Devamını Oku

DÜRÜSTLÜK – DİN VE TÖRE AÇIŞINDAN

275 Defa Okundu. DÜRÜSTLÜK – DİN VE TÖRE AÇIŞINDAN Dürüstlük, sadece bireysel bir tercih değildir. Hem inanç dünyamızda hem de köklü töre anlayışımızda, toplumun ayakta kalmasının temel şartıdır. İslam’a göre ticaret, helal kazancın en önemli yollarından biridir. Ancak bu kazancın bir şartı vardır: Adalet. Ölçüde ve tartıda hile yapmak, malın kusurunu gizlemek, eksik tartmak… Bunların […]

Devamını Oku

“YA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN, YADA GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL”

286 Defa Okundu. “YA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN, YADA GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL” İnsan, kendisiyle ne kadar barışıksa dünyayla da o kadar barışıktır. Asıl mesele başkalarına ne gösterdiğimiz değil, gerçekte ne olduğumuzdur. Mevlana Celaleddin Rumi’nin asırları aşan şu sözü, bu hakikatin en sade ama en derin ifadesidir: “Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol.” Bu […]

Devamını Oku

ACININ ÜSTÜNE BİR YÜK DAHA

356 Defa Okundu. ACININ ÜSTÜNE BİR YÜK DAHA Bir zamanlar küçük beldelerde cenaze olduğunda acı sadece bir evin değil, bir sokağın olurdu. Terzialan’da –ve Anadolu’nun nice yerinde– cenaze evi yemek hazırlamazdı. Komşu ekmek pişirirdi. Bir başkası pilav yapardı. Bir diğeri helvayı kavururdu. Sofra kurulurdu ama o sofranın sahibi cenaze evi değildi. Mahalleydi. Çünkü cenaze evi matem eviydi. […]

Devamını Oku

SELAM

305 Defa Okundu. SELAM İnsan, var olduğu günden beri bir arada yaşamanın yollarını aradı. Bu arayışın en sade, en görünmez ama en güçlü araçlarından biri ise belki de bir kelimeydi: selam. Bugü n çoğumuz için sıradan bir alışkanlık gibi görünen bu davranış, aslında hem Türk töresinin hem de İslam medeniyetinin derinliklerine uzanan köklü bir anlam […]

Devamını Oku

OTOBÜSTE SAYGI ve SINIRLAR

339 Defa Okundu. OTOBÜSTE SAYGI ve SINIRLAR Toplu taşımada yaşanan küçük olaylar, aslında toplumun büyük meselelerini gözler önüne serer. Geçtiğimiz günlerde Sakarya’da yaşlı bir adam, kendisine yer vermeyen engelli gencin üzerine oturdu. Genç, protez bacağını gösterince de azarlanmaktan kurtulamadı. Bu kısa olay, nezaket, empati ve sınırlar hakkında çok şey söylüyor. Görgü kuralları, yaşlıya, hamileye, hastaya […]

Devamını Oku

TARİHİN TERAZİSİ ve TÜRKLER

275 Defa Okundu. TARİHİN TERAZİSİ ve TÜRKLER Tarih dediğimiz şey, yalnızca geçmişin kaydı değildir; bugünün aynası, yarının da pusulasıdır. Fakat bu aynanın camı her zaman berrak olmadı. Özellikle Türkler söz konusu olduğunda, dünya tarih yazımının terazisi uzun süre eğri durdu. Bunu söylemek bir yakınma değil, soğukkanlı bir tespittir. Batı merkezli tarih anlayışı medeniyeti üç ölçüye […]

Devamını Oku

DUVARA KONUŞMANIN YORGUNLUĞU

278 Defa Okundu. DUVARA KONUŞMANIN YORGUNLUĞU Hayatta en ağır ses, yükselen bir itiraz değildir; boşluğa düşen sözdür. İnsan, fikrine karşı çıkılmasına tahammül eder de yok sayılmaya zor dayanır. Çünkü itirazda muhataplık vardır, yok sayılmada ise görünmezlik. Son yıllarda en çok buna rastlıyoruz: Konuşanı duymayan, ama konuşmaktan hiç vazgeçmeyen insanlara. Bazı tipler eleştiriyi bir düşünme yolu […]

Devamını Oku