1.081 Defa Okundu
AVRUPA FUTBOLDA DA SINIFTA KALDI
İngiltere’de yapılan referandumda, halkın çoğunluğu Avrupa’nın Birliğine ‘hayır’ dedi. Bu şok karar bize göre anormal olmadığı gibi, alınması gereken derslerle doluydu…
Yıllarca ‘Avrupa Birliği, Avrupa Birliği..’ derken, aslınca unuttuğumuz bir husus vardı; ‘ Söz konusu Birliğe girememenin en önemli nedeni-gerçeği, Müslüman ülke olmak…’ Referandum sonucuna bakıldığında, üye olmamanın çok da büyük bir kayıp olamayacağı gerçeği ile yüzleşmemizi sağlamaktadır…
Ev sahibi Fransa ile rakibi Portekiz arasında oynanan Avrupa Futbol Şampiyonası finali, İngiltere’de yapılan referandumdan çıkan sonucu çağrıştırdı. Her iki olay arasındaki benzerlik ise, Avrupa’nın üstlenmiş olduğu ‘sorumluluğun’ altından kalkamama gerçeği. Siyasal ve sportif hiç fark etmiyor, kendisi ile barışık olmayan bir ‘Avrupa’ süreci…
İşte size, futbolun Avrupa finali. Normal süresi golsüz, uzatmada gelen gol… İnsan düşünmüyor değil; ‘Nere de kaldı futbolun heyecanı?’ Dakikalar 17’yi gösterdiğinde, sahanın yıldız oyuncusu Cristiano Ronaldo sakatlanıyor. Bu sakatlanmaktan az bir zaman sonra, sahayı terk etmek zorunda kalıyor… Yıldız oyuncu girdiği, sakatlanmasına neden olan pozisyonu karşılaşmanın hakemi pozisyonu kartsız geçiştiriyor. Hakemin pozisyona neden seyircisiz kaldığı ve Cüneyt Çakır’ın turnuvada olmadığı gözümüzün önüne geldi…
Sadece Avrupa değil, Dünya yıldızı futbolcu Ronaldo’ya parantez açmak gerekiyor. Oyunun hemen başında, sakatlanarak sahayı terk etmek zorunda kaldıktan sonra, gözyaşlarına bürünmesi adeta maça damgasını vurdu. Takımının ilk kez Avrupa Şampiyonu olması, Real Madridli starın ülkesi adına Kupayı ne kadar istediğinin bir yansımasıydı… EURO 1984 ve 1998 Dünya Kupasının şampiyonu Fransa’nın mutlu sona ulaşamaması, sergilediği ‘vasat’ futbolla fazla bir kaybının olmadığı anlamına gelmekte. Ronaldo’nun sakatlanıp oyundan çıkması Fransızların umutlanması anlamına gelse de, ev sahibi ekibin finale gelmesinin futbol adına bekleneni verememe, şanstan başka bir karşılığı yoktur…
Almanya maçının erken final olarak görülmesi, Fransızların rehavete kapılması anlamına geldi. Böyle bir yaklaşımın gerekçesi final mücadelesi. Girdiği sayısız fırsatı değerlendiremeyen Fransızlar, kalesinde gördüğü golle sahadan mağlubiyetle ve kupasız ayrılmaya razı oldu…
Futbolun kalitesi Portekiz takımı için yok denecek kadar azdı. Buna karşın, sahada şaşkın bir Fransa, onun karşısında ise görev ve sorumluğunu yerine getiren kaleci Patricio gibi bireysel becerilerin öne çıkması.
Kalesini gole kapatan oyuncu kadar, oyuna sonradan dahil olan ve rakip kalede etkili olan Eder, Portekiz’in Kupayı evine taşımasana neden oldu. Bu şu anlama geliyor; ‘ Savunma ve orta saha tamam da santraforun önemi, bir takımın kaleci mevkii kadar değer taşımakta…’ Transfer sezonu sürecindeki takımlarımıza duyurulur! Taraftarın kulüplerinden beklentisi bu yönde…
Yeni Akit Gazetesinde
Ahmet Gülümseyen’in Kaleminden Alınmıştır.
[smartslider3 slider=4]


