1.647 Defa Okundu
“HARMAN SONU”
Harman yeri hazırlanmasını daha önceki yazılarımda anlatmıştım. Ekinler biçilir ve demetler, angışlı demet arabalarıyla harman yerine getirilerek yığın yapılırdı. Harman dövme sırası gelince demetler sökülerek harman yüzüne serilir, hazırlanmış düvenler inek veya mandaların koşulu olduğu boyunduruklu zincir vasıtasıyla çekilir, bu ekin sapları üzerinde dolanarak buğdayın açığa çıkması sağlanırdı. Bizler oyun oynar gibi düvenlerin üzerine biner, hayvanlar tuvalet yapacağı zaman arkalarına kürek tutardık ki saplar ve buğaylar pislenmesin. O nedenle çok dikkatli olmak ve hayvanların hareketini iyi okumak gerekiyordu. Arada hayvanlar durdurulup saplar yaba’larla aktarılırdı. 4-5 saatlik bu dolanmanın ardından saplar ezilip samana döner, harmanın kenarına toplanır ve tınaz savrulmasına geçilirdi. Tınaz, rüzgarın yönüne göre savrulur, buğdaylar samandan ayrılır, genellikle 2’şer kilelik çuvallara doldurularak öküz arabalarıyla ambarlara taşınırdı.
Buğdayın ambara taşınması kendi yiyeceğimiz içindi. Bundan sonra hayvanların yiyeceği olan samanın samanlığa taşınması işi vardı. Bu bizler için tam bir eğlenceydi. Saman çekilmesi, arabalara saman kanatlarının takılmasıyla ve gece yapılırdı. Geceleri hava daha sakin ve serin olduğundan toz daha az rahatsız ederdi. Büyükler saman yabalarıyla samanı arabalara atar, Bizler arabaların üzerinde gezinerek samanı teperdik. Araba dolduktan sonrada araba üzerinde yerden 2,5-3 metre yüksekte seyahat ederdik. Eğer yolumuz üzerinde meyve ağaçları varsa dallarından rahat rahat meyve koparırdık. Samanlar da samanlıklara konulunca harman sonu gelmiş olurdu. Bundan sonra buğdaylar isteğe göre ekin ayırma makinesinden geçirilerek, tohumluk, bulgurluk, keşkeklik veya hayvan yemi olarak ayrılarak sınıflandırılırdı.
Bulgur olarak ayrılan buğdaylar, yıkanıp kazanlarda kaynatılarak pişirilirdi. Pişirilen buğday kurutulmak üzere meydanlara serilir, Bizde bunlardan avuç avuç yerdik. Kurutulan buğdaylar komşularla da konuşularak dibek yanlarına getirilirdi. Dibek; 60-70 cm. Yüksekliğinde 50-60 cm. Derinliğinde oyulmuş taş havan. Bunlardan köyümüzde yanlış hatırlamıyorsam 3 adet vardı. Bunların birisi Naile Yengemin evinin önünde büyük bir çınar ağacı vardı. Onun yanındaydı. Birisi Hatiplerin evinin karşısında, diğeri de İbrahim Öçal’ların evinin karşısındaydı. Dibeğe boşaltılan pişmiş buğday, su ile biraz nemlendirilir, sonra 2 veya 4 kişi tokmaklarla önce yavaş ve yumuşak sonra sert ve hızlı bir şekilde vurarak buğdayın kabuğu ayrılırdı. Bunun tekniği, dibeğin ortasına vurulur güm diye ses çıkar, sonra tokmak taş kenara tık diye vurulur yapışmış buğday ve kepek silkelenirdi. Yani Güm tık, Güm tık diye ritmik bir ses çıkarılabilmesidir. Bu şekilde devam edilip tüm buğday tanelerinin kepeği çıktığı görüldüğünde dövme işlemi bitirilir, kurutulup yellenerek kepeğinden ayrılırdı. Dövülüp kepeğinden ayrılan bu buğday elle döndürülen taş kayalarda öğütülüp bulgur haline getirilirdi. En doğal ve en güzel bulgur pilavı da bundan hazırlanırdı.
Daima doğal ve sağlıklı kalmanız dileklerimle…
Necmi Can 19.03.2019
[smartslider3 slider=4]


