KORKU HAPİSANESİ DEĞİL, SEVGİ SARAYI

SEÇME KÖŞE YAZILARI
922 Defa Okundu

Geçenlerde köye gittim.
İlkokulu okuduğum binayı ziyaret ettim.
Okulun önünde durduğumda çok heyecanlandım.
İçeri girdiğimde kalbim yerinden çıkacak gibi atmaya başladı.
Koca sınıf sanki ruhumun içindeydi.
İlkokul hayatım bir film şeridi gibi gözlerimin önünden akmaya başladı.
Tahtanın önünde yediğim dayaklar, oturduğum yerde işittiğim azarlar, öğretmen hasta olsun da gelmesin diye ettiğim dualar, arkadaşlarımın önünde rencide edildiğim anlar, korkudan büzüşüp masanın altında kaybolmak istediğim anlar…
Sadece bunlar değildi aklıma gelenler.
Öğretmenin gülümseyip içimi ısıttığı, içimdeki okuma hevesini şahlandırdığı, anlattığı bilgilerle aklımı nakış nakış işlediği anlar, küme çalışması yaptığımız yerler…
Tahtanın önünde korkudan titreyen çocuğun hala içimde yaşadığını fark ettiğimde göz yaşlarımı tutamadım.
Evet ben hala korkuyorum, hala çekiniyorum, hala bazı konularda içe kapanığım, yeni bir şey yapacağımda hala tedirgin oluyorum.
Aslında ne kadar da zayıf, güçsüz, soluk ve güvensiz bir çocuk var içimde.
Bakmayın dıştan öyle mutlu, neşeli, başarılı, güvenli, güçlü, bilgili ve iyi biri olarak göründüğüme.
Ruhumun gizli bir köşesinde ağlayan bir çocuk var.

Kalabalıklarda ya da salonlardaki alkış sesleri arasında duymasam da bazen karanlıkta, yalnızken ya da kendimle baş başa kaldığımda onun sesini duyuyorum.
Yaşadığım olumsuz durumlara rağmen kendimi seviyorum.
Çünkü bana kötü gibi görünen durumların içine gizlenmiş birçok hediye gönderdi Yaradanım.
Tahtanın bir köşesinde konuşanların adı yazardı, hatırlar mısınız?
Ve öğretmen çok konuşanları döverdi.
Şimdi düşünüyorum da tahtaya çok konuşanlar değil, hiç konuşmayalar yazılmalıymış aslında…
Çocukların içine korku hapisaneleri değil, sevgi sarayları inşa edin olur mu?
Alişan KAPAKLIKAYA

[smartslider3 slider=”4″]

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir