905 Defa Okundu
.
“ORTA OKUL DÖNEMİ 1”
Merhaba değerli okurlar.
Önceki yazılarımda ilkokul dönemimizi yazmıştım. O döneme ait anılar arasında deve kervanları da var. Bizim dağlarımızda “pırnallı hendek” ve “bıçkı deresi” diye adlandırılan mevkilerde pirem kökleri veya meşe ağaçlarından odun kömürü üreten tüccarlar bu ürünlerini develerle taşıyarak Çan’a ve Biga’ya götürürlerdi. Develerin bazıları köyümüzün yeri müsait olan komşularımızda bırakılır, biz de bu develerle oynardık. Zaman zaman deve güreşleri de olurdu. Bu güreşler şu anda orman deposu olarak kullanılan “haşlamalık düzlüğü” dediğimiz yerde yapılırdı. Aynı yerde yağlı pehlivan güreşleride olurdu. Bir de Ayı oynatıcıları gelirdi. Bunlar eğitilmiş hayvanlardı. Hamamda kadınlar nasıl bayılır gösterisi yapar, Ayıcının tef çalmasıyla güya oyun oynar ve para toplardı.
Bu eğlenceli zamanlar içersinde Ortaokula yazılma zamanımız gelmişti. Köyümüzde henüz ortaokul yoktu. Bu yüzden okumaya devam etmek isteyenler Çan Lisesi ortaokuluna yazılırdı. Bunun için babamız veya veli tayin edilen birinin nezaretinde kayıt olunurdu. Kayıt sırasında yabancı dil için İngilizce yada Fransızca seçimi yapılırdı. Çoğunluk İngilizce seçmişti ama bir sınıf ta Fransızca vardı. Sadece birinci sınıflar “h” şubesi dahil 8 sınıf idi. Hal böyle olunca sabahçı, öğlenci ikili eğitim sistemi uygulanıyordu. Birinci dönem sabahçı olan grup ikinci dönem öğlenci oluyordu. Ben 1969-1970 öğretim yılında başlamıştım. O yıl kıyafetlerimiz erkeklerde pantolon, ceket, gömlek, kravat ve şapka, kızlarda siyah önlük, yakalık ve şapka idi. Okula mutlaka şapka ile gelinir ve sınıfta şapkalar çıkarılırdı. Bu kıyafet şekli 1971 yılında sona erdi. Erkekler, gri pantolon, lacivert ceket, gömlek ve kravat, kızlar, beyaz gömlek üzerine lacivert önlük ve çorap giyerlerdi. Şapka kullanılmasına son verilmişti.
Biz okula abone olarak Mandacıların “Üçler” minibüsleriyle gider gelirdik. Bunların birisi Gommer, birisi Austin ve bir de otobüsleri vardı. Otobüsü işçi servisi olarak İbrahim Mandacı (Bizim kamyonlarımızda muavinlik yapmıştı. Allah sağlıklı uzun ömürler versin.) kullanırdı. Gommer minibüsü rahmetli Hüseyin Mandacı (Daha sonra muhtar oldu.), Austin’i rahmetli İsmail Mandacı kullanırdı. Bizi genellikle Hüseyin Mandacı getirir götürürdü. Sürücü ehliyeti yoktu. 14 kişilik minibüse 32-33 kişi bindiğimiz oluyordu. Bizden başka, Liseye gidenler, Çakılköy, Süleköy ve Karakoca’dan da öğrenciler binerdi. Minibüsün frenleri de pek iyi tutmaz, o nedenle çok hızlı gitmez ve inişlerde 2. Vitese takarak iner, vitesten atmasın diye bazen önde oturanlar bir elleriyle vites kolunu tutarlardı. Yol; asfalt da değil , kışın çok bozulur ve suyun oluşturduğu çukurlardan kurtulmak için adeta araçlara dans ettirilirdi. Aşıklar çeşmesi önünden muhacir evlerinin arasından giden eski yoldu. Bir keresinde aşıklar çeşmesi önünde , tepeköy sırtından inerken vitesten çıktı ve dereye düştük. Ufak tefek yaralarla kurtulduk. Kışın sabahları Çan’a inerken çok sis olurdu. Bazen o kadar yoğun olurdu ki bir kişi minibüsten inip yürür biz Onu takip ederek Çan’a girerdik. Okulun yolunu şaşırdığımız bile olurdu. Her gün 5 ders, Cumartesi yarım gün olduğu için 3 ders olurdu. Yani haftada bir buçuk gün tatilimiz vardı. Ortaokullu olduğumuz için oyunlarımızın arasına futbol da katılmıştı. Artık tatillerde ve fırsat bulduğumuzda futbol oynamaya başlamış ve Aşağı mahalle – Değirmen mahallesi ve Kenar mahalleleri maçları yapıyorduk. Maçlar da genellikle Haşlamalık düzlüğünde yapılırdı. Babam bana bir meşin top almıştı ama bu top şimdikiler gibi değil, içinde balon gibi içli ve sübaplı bir toptu. Patladığı zaman içini çıkarıp bisklet lastiği tamir eder gibi yama yapıp kullanırdık. Derisi yırtılınca da köyde bir ayakkabı tamircisi vardı “Koteles” ona diktirirdik. Yine o sene bana Polaris marka bir bisiklet alınmıştı. Hemen hemen bütün arkadaşlarım bununla bisiklet sürmeyi öğrendi.
1969 yılbaşından önce köyümüz elektriğe kavuştu. Heryer ışıl ışıl olmuştu ama alışkanlıklarımız hemen sona ermedi. Sık sık elektrik kesilmesi olduğundan gaz lambaları geceleri yanık tutuluyordu. Bu kesilmeler bize bir de meşhur sözü ürettirdi. Ödevini yapmayan veya dersini çalışmayanların mazereti hazırdı. “Hocam elektrikler kesikti çalışamadım”.
Köyümüzde ortaokul 1972-1973 öğretim yılında tek sınıf olarak, eski ilkokul da bir derslikte başladı. Yani biz ortaokulu bitirdikten sonra. Cumartesi günlerinin tam gün resmi tatil olması kararı da 1974 yılında alınmıştı.
Kararlarınızın her zaman mutluluk getirmesi, yaşam enerjinizin hiç kesilmemesi ve sağlıklı günler dileklerimle.
Necmi Can
Aralık 2020
[smartslider3 slider=4]


