2.348 Defa Okundu
.
Merhaba Değerli okurlar;
Hafta sonu eşimle beraber, kızımız ve damadımızla buluştuk. Bu esnada aldığımız bir mesaj üzerine bazı etkinlikler için hep birlikte köye gittik. O kadar kalabalığın arasında Ahmet Kamalı ile karşılaştık. Abi dedi yazın çok güzel Senin için gazetemde bir köşe açıyorum Sen hep yaz dedi. Eyvah dedim başımıza iş aldık. Tabi çocuklarda bunu duyunca verdiler bana gazı (Kızım Biga’da Gaz dağıtım şirketinde çalışıyor) böylece bu yazmak işine ağırlık vermem gereği doğdu.
Hani önceki yazımda belirtmiştim ya Bizim nesil daha umutlu ve daha mutluydu. Ayrıca bizim kuşak alet kullanmaya daha yatkın ve daha başarılıydı. Nerden mi belli ? Mesela “ Targa” denilen bir ahşap taşıma aleti vardı. Bazı yörelerde buna” Teskere” de denir ama biz Targa derdik. Bu yaklaşık 2 metre uzunluğunda, ortasından 70×80 cm. Ölçüsünde (Ahır kapısı genişliğine bağlı olarak ölçü belirlenir) taşıma tahtası, orta çizgisi çok geniş olan bir H harfine benzer. Bunu müzelerde falan göremezsiniz çünkü çalışma şartları gereği çok uzun ömürlü olamaz sık sık yeniden yapılırdı. Antika olacak kadar yaşayamazdı yani. Bununla inşaatlarda taş, kum,tuğla,çimento hatta bazen insan bile taşınırdı. En önemli işlevi ise ahırlarda biriken hayvan dışkılarını ki -bunlara gübre diyoruz- taşınmasında kullanılması idi. Hemen hemen her evde bir ahır ve kendilerine yetecek kadar büyükbaş ve küçük baş evcil hayvan bulunurdu. Bu evcil hayvanlar şimdiki evcil kedi ve köpekler gibi tuvalet eğitimi alamadıkları için bulundukları yeri pislerlerdi. Tabi çocukların alt temizliğinden anneler sorumlu olduğu için bu hayvanların ve ahırların temizliğinden de Anneler sorumlu idi. Onlar da bu sorumluluklarının gereği olarak sabah erkenden ahıra girer, birikmiş olan bu dışkıları kürek ve sıyırıcılarla ahırın bir köşesinde biriktirirlerdi ki özellikle kış aylarında ahır soğumasın. Ahırda biriken bu gübre 3-5 gün sonra evin yetenekli çocukları tarafından bir ekip çalışmasıyla bu ” Targa” sayesinde ahırdan alınır, uyumlu bir şekilde bahçelerde ve mahallenin önceden belirlenmiş bir yığma alanına taşınırdı. Biz genellikle ablamla eş olur bazen de annemle taşırdık. Bu targalardan daha teknolojik el arabaları da vardı ama onlar tek teker olduğundan özel yollar ve uygun hava koşulları isterdi. Her zaman her yerden çekmezdi yani. Mesela ahır kapısında eşik varsa, burdan geçirmek için özel tahta köprü isterdi. Ayrıca karlı, çamurlu yollarda saplanır kalır kullanılamazdı. Gübre yığınının üstüne çıkarmak için de tahta köprü ve büyük beceri ve güç gerekirdi çünkü o tek teker ve tek çekerdi. Ama “Targa” öyle değildi. Dört çekerdi ve her türlü iklim ve yol durumunda çalışırdı. Yani targa ve ekip çalışması teknolojiden üstündü. Bu g übre yığınları bile bizim için birer oyun alanıydı. Ne mikrop bilir, ne de hijyen bilirdik.
Teknolojik gelişmelerin, birlikteliğimizi ve sağlığımızı hiç bozmaması dileklerimle..
04.03.2019
[smartslider3 slider=4]


